8 Kasım 2012

Düşünceli İstanbul

  İstanbul biz farklı insanları sevebilelim diye bu kadar büyük herhalde. Yoksa bu kadar büyük olmasının başka bir açıklaması olamaz.
  Büyük çünkü her sevgiliye başka bir semt ayırabilelim diye. Hepsiyle aynı yerlere gidip hüzünlenmeyelim, aynı mekanlara, aynı duygulara saplanıp kalmayalım diye. Mantıklı da aslında.

  Her semte özel bir sevgilin olacak. O semtten dışarı adımı atmayacak, birlikte başka hiçbir yere gitmeyeceksin. Ama o semtin de inciğini cıncığını öğreneceksin. Hani “Cadde tarafından 5. parke taşı yamuk olan kaldırım hangi sokaktadır?” deseler, cevap verebileceksin. O derece yani!

  Bütün cafelerine girecek, oturacaksın. Hem zamanla aynı yerlere git gel samimi de olursun işletmelerle. Belki tanıdık indirimi, “Bu da bizden olsun kardeş..” jestleri falan.. Belli mi olur ?

  Ama sevgililerin de semte uygun olacak tabii ki. Kılıbık, eğlenmeyi sevmeyen, gıcık tipli biriyle Taksim’i seçmeyeceksin mesela. Hatta öyle biriyle sevgili bile olma mümkünse. Taksim’i seven, havasını kaldırabilen biri olmalı hayatında. –Ki bence, Taksim’i en sona bırak. Mümkünse eşinle semtin olsun. Daha ilk sevgiliden harcama güzelim yeri.

  Beşiktaş var mesela, Kadıköy ya da. İstinye, Yeniköy, Eminönü de seçenekler arasında. Biraz Bağdat Caddesi’nde takılıp, “tiky” bir sevgili edinebilirsin bizzat. Sonra Cadde senin, Caddebostan Sahil benim takılırsınız.

  Kaliteyi, ortamı, alemi sevenle Bebek’i seçeceksin. Sahil kenarında yürüme avantajıyla. Ama Emirgan sınırını geçmek yok, Arnavutköy’ü düşünme bile.

  Tarihi, İstanbul’u, o müthiş baharat kokusunu sevenle “Seni seçtim Eminönü !” diyeceksin. Mısır Çarşısı’nda dolanıp, meydanda oturacaksın. Balık ekmeğini yiyip, yem atılan kuşların fotoğrafını çekeceksin.

  Çalışıyorsan Maslak, Levent de bir seçenek tabii. Eğer sevgilinle oralarda gezecek gücün olursa hâlâ. Çünkü orada çalışıp da semtinden memnun olan birini duymadım henüz.

  Biriyle de Adaları seç bence. Bisiklet, fayton, evler, yazın deniz, kışın ada havası derken ayrıldığınızda aşkını denize döküp geri dönersin İstanbul’a. Bir daha da istemezsen görmezsin, gitmezsin bile. Ayağının altında da olmaz hem.

  Romantik olanla Cihangir diyeceksin, sokakları için ya da Çamlıca, o tepesi, müthiş manzarası için. Alacaksın şarabını, oturacaksın köprüye karşı.. Sonrası bizi ilgilendirmez vallahi.

  Velhasıl, İstanbul büyük işte. Baksana say say bitmiyor ilçeleri, semtleri. Tabii bu benim dediğimi uygulayabilmek için de ayran gönüllü olmak lazım biraz. Çarşaf gibi sevgililerin listesini yapabilmeli insan.
  Ama siz derseniz ki “Ben o kadar adamla uğraşamam.” o da güzel tabii.

  Siz iyisi mi bulun hayat eşinizi, baştan başa sadece onunla keşfedin İstanbul’un semtlerini..


  Yüreği İstanbul kadar büyük olanlara…