25 Mart 2015

iPad'li Çocuklar



Bu teknoloji beni korkutuyor artık. İşin nereye gideceğini, daha ne kadar büyüyeceğini belki birazcık düşünebiliriz. Özellikle iyi anlamda. Ama insan ilişkileri anlamında iyi bir yere götürmeyeceği kesin gibi. 

Geçenlerde, güneşli bir pazar günü Kadıköy'den bindim vapura Beşiktaş'a geçiyorum. Baharı çok özlediğimiz için vapur tıklım tıklım haliyle. Güneşi gören kendini sokağa atmış. Derken vapurda tam karşımda oturan bir anne ve beş, altı yaşlarındaki çocuğu gözüme çarptı. Çocuk elindeki iPad'le oynuyordu. Annesi de vapur kalktıktan iki dakika sonra çantasından çıkardığı büyük kırmızı kulaklığını takıp müzik dinlemeye başladı. 
İşin ilk görüşte bana garip gelen kısmı, kırk küsürlü yaşlardaki kadının büyük bir kulaklık kullanıyor oluşuydu. Çünkü o yaşlardaki birçok insan bu kulaklıkları hantal bulduğu için veya başka sebeplerden ötürü küçük kulaklıkları tercih ediyor. 
Daha sonra bende derinleşen ve bu yazıyı yazmama sebep olan konu ise anneyle çocuğun aynı vapurda olup başka dünyalarda yaşamalarıydı. Çocuk iPad'inde oyun oynarken bazen annesine bir şeyler söyledi. Annesi ise konuya kulaklığının tek tarafını kaldırıp dahil oldu. Çocuk konuştu ve anne kulaklığını geri bıraktı. Vapura dair, İstanbul'a, hayata dair hiçbir şey paylaşmadılar o yolculukta. 

Yaşım itibariyle tam bir ara dönemdeyim. Ne 'eski İstanbul'da yaşadım, ne de teknoloji içinde boğuluyorum. Ve bu geçiş dönemine denk gelmek ise beni çok düşündürüyor. Çocukluğumdan beri annemle toplu taşımayla çok yolculuk yaparız. Ve severiz de. (İş çıkış saatlerinde metrobüse binmek hariç) Ve annemle bindiğim her toplu taşımada bir şeyler paylaşırız. Ama hayattan, ama bizden, ama İstanbul'dan. Ama bir şey paylaşırız. Hayal meyal hatırlıyorum, annem ben çocukken, aklımda kalmayacağını bildiği halde, bana yolumu nasıl bulacağımı anlatırdı. Bir yerden İstanbul'un merkezi sayılan Taksim'e nasıl gidebilirim, oradan evime nasıl geçebilirim vs. Ama öğretmek amaçlı, ama konuşmak veya bir şeyler paylaşmak adına. Fakat şimdi düşünüyorum da o annenin, çocuğun eline iPad vererek, kulaklığını takıp müzik dinleyerek yaptığı yolculukta çocuğuyla paylaştığı tek şey aynı koltuk. Ne vapur hakkında, ne yolculuk, ne gidecekleri yer, ne de başka bir şey var! 

Ve işin kötü tarafı bu her geçen gün daha da artıyor. Ben çoğu zaman gelenekçi bir insan olmadım. Bunda da öyle bir tutum sergilemeye çalışmıyorum. Sonuçta herkes toplu taşımada yanındakiyle sohbet eder ama bu olmazsa olmaz bir şey değil. Benim düşündüğüm daha manevi, daha insancıl olan şeyler. Yani ne bileyim, ben ailemden öyle gördüğüm için de bana tuhaf geliyor belki de. Ama zaten geç anne olmuş bir kadın ve elindeki iPad'de oyun oynayarak hayata dahil olan çocuk. Evet belki çok zekidir, çok akıllıdır. Ama iletişim önemli şey. Anne o kulaklıkları alarak çağa ayak uydurmuş belli. Ama çocuk.. İpad.. 

Gerçe ben bu küçücük çocukların eline iPad verilmesine de karşıyım aslında. Her ne kadar telefonum elimden düşmüyor olsa da her şeyi yaşı gelince yaşamalı insanlar. 5 yaşında bir çocuk arkadaşlarıyla, evdeki oyuncaklarıyla oynamalı. İstediği kadar zihni çalıştıran oyunlar olsun. Oyuncak nedir bilmeyen, eline üç boyutlu oyuncak almadan büyüyen çocuklar ileride çok eksik olacaklar. Bana öyle geliyor en azından. Yapay olacaklar. 

Neyse. Yani vapurdu, teknolojiydi derken fark ettim ki teknoloji de İstanbul gibi olmuş artık benim için. Ne onunla ne onsuz. İçindeyken sıkılırsın, uzaklaşınca özlersin...