14 Ocak 2012

Basit Düşünen Ademler Ve Dengesiz Havvalar


  Ne kadar laf etsek de hayatımızın tadı tuzudur onlar. Bizi üzdükleri zaman yerden yere vurur, iki güzel laf ettiler mi hemen tepemize çıkartırız. Bir sabah, "Ben onlar olmadan da yaşarım." derken 3 gün sonra bir tanesine deliler gibi tutulur 'O benim her şeyiimm' diye söylenir dururuz.
  Kim mi onlar, tabii ki erkekler canım. Kim olabilir başka? Sevgilimiz, kocamız, babamız, erkek kardeşimiz, ağabeyimiz, arkadaşımız.. Artık her neyimizse.

 Pek çok huyuna laf eder, sonra oturur, düşünür, biz kadınlarla uğraşabilmelerine bile saygı duyup susmaz mıyız bir anda ? "Ya bak ben o kadar laf ettim, yeri geldi delirttim ama adam hâlâ yanımda. Demek ki cidden seviyor." Kim bilir kaç insan için kurulur bu cümleler. Ama sonrasında çoğu kızın/kadının yalnız kalması, işin en ironi kısmıdır herhalde. Önce, o cümlelerin kurulduğu günlerden nefret ederiz. Sonra yeniden birilerini sevmeye, aynı cümleleri kurmaya, bu döngüyü kendimize yaşatmaya devam ederiz.
  Çok sevmelerini ister, fazla sevgi gösterisinden sıkılırız. Kıskandırmaya çalışıp "Amaan sen de ne kıskançsın. Bitti, seninle uğraşamayacağım artık." cümleleriyle onları terk ederiz. Hem bizi koruyup kollasınlar der, hemde iki fazla laf ettiler mi söylenir dururuz (ama onlar da arada işin dozunu kaçırıyorlar yahu). Neyse, demek istediğim o ki, hepimiz, zor yaratıklar olduğumuzu kabul etmeliyiz aslında. Bazen biz kadınlar olarak bile birbirimize katlanmıyorsak, o yavrucuklar ne yapsın?



  Basit yaratıklardır aslında erkekler. Acıktığında yemeğini ver, içecek bir şey istediğinde hemen yap getir -yoksa yarat(!), evde krallar gibi hissetmesine izin ver vs.. Bunları yaparsan bir erkekle anlaşmak kolaydır aslında. Lâkin biz kadınlar da bunu beceremiyoruz işte arkadaşım. İçimizde inat duygusu var.
Bir şey anlatmak istiyorsak ve karşımızdaki erkek, o anda açsa önce kendi derdimize düşüyoruz. Aç bir adam seni dinler mi ayol? Önce yemeğini verip sustursana. Sonra derdin neyse anlatırsın. Ama yok, olmaz, inatçıyız ya.

  Basit yaratıklar dedik, evet. Basit de düşünürler aynı zamanda. Bir hediye alma durumu söz konusu olduğunda çoğu gider ilk akla gelen şeyi almaya çalışır. Düşünüp de farklı şeyler yapmaya yeltenmezler çoğu zaman. He tabii, bazı arkadaşlarımız vardır öyle düşünceli, onlara da buradan selamlar, sevgiler.
  Biz bir işe kalkışmayı planlasak en basit yönünü düşünür, tüm detayları atlarlar. Çoğu zaman çocuk da bile öyle değil midir?
-Aman çocuk yapalım da sonra nasıl olsa bir şekilde büyür.
-Yahu bunun maması, bezi, büyüdüğünde okul masrafı, ıvırı zıvırı ne olacak ?
-Olur olur, hallederiz bir şekilde.
  Bu dertleri düşünmek yetmezmiş gibi bir de o çocukla bütün bir hayat boyu ilgilenmek zorunda olmak da bizim asli görevimiz haline gelir. İstemeyen yapmaz, orası da ayrı tabii.

  Basitler dedik, basit düşünürler dedik. Ama sanmayın ki her konuda basitler. Basit hissetmek mesela. Hangisi gerçekleştirir bunu?
  Bu kadar karmaşık bir hamurla yoğrulmuş biz kadınların en basit yanı da budur işte. Basit hissederiz. Bazen sadece onun elini tutabilmek bile büyük bir haz verir. Yeri gelir konuşamayız bir ortamda. Ama gözlerine bakabilmek mümkünse hangi kız/kadın konuşmayı arar ki? Gözleri var, yeter işte. Ve ya uyurken yanımızda olduğunu bile hissetmek ansızın. Dönüp ona sarılmak, uykumuza onun göğsünde devam etmek.. Ona dokunmak, dokunurken içimizde bir şeylerin kıpraşması, ondan uzaklaşmayı hiç bir zaman istememek..
  Erkekler bunları hissetmez demiyorum. -Dünyanın %51'lik gibi çoğunluk oranını erkekler oluşturuyormuş. İşte %2 yada %3'ü basit hissediyor olabilir. Ama gel gelelim kii, genelinden böyle bir şey bekleyemiyoruz.
  Belki de beklememeliyiz. Onları 'bizleştirmek' yerine oldukları gibi kabul etmeliyiz.. Ama biz de insanız sonuçta. Bir şeyleri beğenmemek ve değişmesini beklemek elimizde olan bir tercih değil, yaratılışımız böyle.

  Ve bence bizim sorunumuz da hissetmekle ilgili. 'Ne yani şimdi biz hiç mi sevmiyoruz ?' diyen erkekler olabilir aramızda. Sorun sizde değil, bizde. Cidden bak. Sadece söylemeniz yetmiyor, galiba, bence. Gözünüze baktık mı hissedebilmeliyiz o aşkı, sevgiyi. Sizin önemsemediğiniz ve ya farkında olmadan yaptığınız bir hareket bile bizi hiç olmadığımız kadar mutlu edebilir mesela ansızın. Ama bundan haberiniz var mı, yok.
  Çünkü biz hep merak ederiz, gizli saklı şeyleri ortaya çıkarmaya çalışırız. Böyle anlarda da 'Ay canıım. Bak nasıl da içinden geldi. Çok tatlı yaa, kesin seviyor kesiinn.." diyerek kendimizi sizin sevginize inandırmaya çalışırız. Sizin sevmediğinizden değil hee, yapımız böyle.
  Yani cidden bize verilenle yetinmez hep dahasını ararız.

  İşte erkekler, ve tabii ki biz. Birbirinden ayrı yapamayan iki canlı türü.
Ben anlattım, birileri daha anlatacak..
  Onlar bir şey yapacak, biz laf edeceğiz. Biz bir haltlar karıştıracağız, onlar söylenecek. Kimileri süslenmeye olan meraklarıyla 'kadınları' aratmazken; kimimiz verdiğimiz sözlerin arkasında 'erkek' gibi duracağız. Onlar bizi, biz onları anlamaya çalışacağız. İşin en sinir bozucu anında "Tanrım n'olurdu şunları kullanma kılavuzu ile birlikte gönderseydin ??"diyerek küçük çapta isyan edeceğiz.

  Ama siz yine de şu anda -eğer mümkünse- sevdiğiniz erkeğe -artık her neyinizse- kocaman sarılın. Çünkü bütün bu huylarımıza rağmen onlar yine de yanımızda. O gıcık huylarını geçtim sadece bize katlanmaları bile bize karşı yaptıkları en büyük sevgi gösterisidir, bunu da sakın unutmayın :)

  Hatta bu yazıyı da okuyun onlara. Yalnız olduklarını düşünmesinler.
Böyle iç daraltan bir cumartesi günü, sizleri birazcık da olsa gülümsetebildiysem ne mutlu bana.
En yakın zamanda, tüm erkeklere bir kullanma kılavuzu gönderilmesi dileklerimle.. :)

1 yorum:

  1. Eveeet. Bi kadın ve bir erkek, ve bir yolculuk hikayesi hayata dair. Kesinlikle güzel açılar ve yakalanmış güzel ayrıntılar . Belki kadınları ve adamları üzerlerinde çok büyük tesirleri olan anne ve babalarıyla olan ilk etkileşimleri bağlamında da bir parçacık yorumlamak da gerekir miydi diye düşündüm. Kalemine, yüreğine sağlık prensesim. Ha bir de tıpkı senin bütünsel duruşun gibi pozitif bir yazı, o hakkı da teslim etmem lazım.

    YanıtlaSil